İnfertilite bir kadın olmak hafife alınabilecek bir sağlık sorunu değildir. Doğal yollarla yaklaşık bir yıldan fazla süre bebek sahibi olamayan çiftlerin yaşadıkları durum psikolojik, fiziksel ve çevresel faktörlerden ciddi şekilde etkilenmektedir.

İnfertil Kadınların Yaşadıkları Ortak Psikolojik Süreç

Şüphesiz her kadının bebeği olmayacağını öğrendiği anda vereceği psikolojik tepki durumu bahsi geçen kadının kişilik yapısına, bebek isteme yoğunluğuna, bebek sahibi olmanın kişi için anlamına, içinde bulunduğu kültüre, eşinin baba olmak isteyiş arzusuna, kişinin sahip olduğu sosyal destek durumuna göre farklılıklar göstermektedir.

Bahsi geçen farklılıklara rağmen infertil olduğunu öğrenen kadınlarda bazı ortak fiziksel ve psikolojik duygusal tepkiler yaşanır.

*Depresyon

Kısırlık tedavi sürecinde olan kadınlarla yapılan araştırma sonuçlarına göre; çoğu kadın kısırlık gibi büyük bir problemle yüz yüze kaldığında yas veya depresyon tepkileri yaşamaktadır. Yas; kişinin kayıp sonrasında yaşadığı duruma verdiği doğal tepki biçimidir. Burada infertil olduğunu öğrenen kadınlar genellikle anne olma umutlarını, bebek sahibi olmanın onlar için anlamını kaybetmektedirler. Bu da yas sürecine girmelerinin nedenleri arasındadır.

*Sebepsiz Aşırı Öfkelenmeler – Hayal Kırıklıkları İle Boğuşulur

Yardımcı üreme tekniklerinden yararlanan kadınlarla yapılan araştırma sonuçlarına göre, tedavi sürecinde olan kadınlar çoğu zaman, aşırı öfkelenme ardından ciddi hayal kırıklığı gibi duyguları yoğun ve karmaşık şekilde yaşamaktadır. Bu değişken yoğun duygu durumu kişinin hayatını derin şeklinde etkiler.

*Yoğun Suçluluk Duyguları İle Savaşılır

İnfertil olmanın kadınlarda yarattığı yoğun suçluluk duygusu hafife alınacak derecede değildir. İnfertil kadınlar çoğu zaman içinde oldukları durumla baş edebilmek için durumu inkar etmenin infertil değillermiş gibi davranmanın işe yaradığını düşünmektedir.

*Kaygı bozuklukları yaşanır.

İnfertilite ile karşı karşıya kalan bir kadının tüm bu duygu karmaşası yaşanırken hayatında ciddi kaygı bozuklukları yaşanır. İnfertil kadınlarla yapılan çalışmaların çoğunda, psikolojik açıdan yaşanılan en büyük sorunlardan biri kaygı bozukluğu ikicisi ise depresyondur.   İnfetiliteden bahsedildiğinde kaygı hafife alınabilecek bir sorun değildir.

Depresyon ve kaygı durumunun ortaya çıkması ve kontrol altına alınmaması yardımcı üreme tekniklerinde kullanılan tedavi şeklinin başarısını kesinlikle etkilemektedir!!!

İnfertil Kadınların Yaşadıkları Ortak Cinsel Sorunlar

*Cinsellikten Haz Almak Çok Zorlaşır

Araştırmalara göre kadınların yaşadığı ortak sorunlar arasında; ağrılı cinsel ilişki, istekte azalma, istek kaybı, cinsel uyarılmanın gerçekleşmemesi, takvimli seks hayatının oluşması, çiftin yaşadıkları cinsel birleşmeye bebek yapma amacını dâhil etme gibi cinsel hayatı cinsel haz almaktan uzaklaştıran durumlar yaşamaktadırlar.

Şüphesiz yaşanılan cinsel sorunlar doğrudan veya dolaylı olarak hamile kalmayı zorlaştırmaktadır.

*Cinselliğin Mahremiyeti Ortadan Kalkar

Yardımcı üreme tedavilerinin aylar, yıllar sürebildiğinden yukarıda bahsedilen sorunlar kişilerin hayatında uzun süre devam etmesini sağlar. Bu sebepten infertilite ile savaşan çiftler mahrem olan cinselliklerini adeta gözlem ve baskı atlında hissetmektedirler. Tüm bunların yanı sıra tedavide sırasında kullanılan hormonlar da cinselliği olumsuz yönde etkilemektedir.

Bir cevap yazın