IVF (Tüp Bebek) Tedavisi

Neden Tüp Bebek?

Bir yıl boyunca korunmasız ilişkiye girilmesine rağmen gebeliğin oluşmadığı durumlarda çiftlere tüp bebek tedavi yöntemi önermekteyiz. Önerdiğimiz yöntemler sadece yumurtlamanın uyarılması, aşılama veya tüp bebek yöntemi olabilir. Hangi tedavi yönteminin uygulanacağını uzman doktor kararı ile belirlemekteyiz.

Bir yıl boyunca korunmasız ilişkiye rağmen gebelik olmuyorsa, tüp bebek tedavisi önerilmektedir.

Tüp Bebek Nedir?

Tüp bebek uygulaması, en basit ifadeyle, kadından alınan yumurta hücresi ile erkekten alınan sperm hücresinin laboratuvar koşullarında bir araya getirilip döllenmesi sonucunda oluşan embriyoların rahme konulması işlemidir. Önerilen yöntemler, yumurtlamanın ilaçla uyarılması, aşılama veya tüp bebek olabilir. Çiftler için en uygun tedavi yöntemi uzman doktorumuz tarafından belirlenmektedir.

Tüp bebek, kadından alınan yumurta hücresi ile erkekten alınan sperm hücresinin laboratuvar koşullarında bir araya getirilip döllenmesidir.

Tüp bebek tedavisi kimlere uygulanır?

Dünyada yaklaşık 40 yıldır uygulanan tüp bebek tedavisi ilk başlarda yalnızca tüpleri tıkalı olan kadınlar için düşünülmüştür. Ancak günümüzde farklı nedenlerle çocuk sahibi olamayan kadınlara ve erkeklere tüp bebek tedavisi uygulanmaktadır. Kadın ve erkekte başlıca infertilite sebepleri şunlardır:

 

Kadında:

  • tüplerin hasarlı ve tıkalı olması
  • yumurtlama bozuklukları
  • endometriozis
  • rahimde doğuştan veya sonradan gelişen patolojiler (miyomlar, polipler)
  • süt hormonu yüksekliği (hiperprolaktinemi)
  • rahim ağzındaki yapısal, enfeksiyona bağlı veya salgısal bozukluklar
  • tiroid hormon bozuklukları
  • rahim ve yumurtalıklarla ilgili geçirilen cerrahi işlemler
  • açıklanamayan kısırlık

 

Erkekte:

  • sperm kalitesindeki bozukluklar
  • sperm üretiminin az olması
  • sperm yapısındaki bozukluklar
  • spermlerin hareketsiz olması
  • yaralanmalar
  • geçirilen hastalıklar veya cerrahi işlemler sonucu oluşan hasarlar
  • doğuştan gelen bozukluklar
  • açıklanamayan kısırlık

Tüp bebek tedavisinin aşamaları nelerdir?

Tedavi şekline göre farklılıklar göstermekle birlikte merkezimizden alacağınız genel adıyla “tüp bebek” yöntemi kısaca 4 aşamadan oluşmaktadır.

Hazırlık
Tedaviye başlamadan önce bir hazırlık aşaması gerekir. Hazırlık aşaması, infertilite nedenlerinin ortaya konması, uygun tedavinin seçilmesi ve uygun zamanda tedavinin başlaması için ilk önemli adımdır. Çiftlerin o zamana kadar yaptırmış olduğu tüm tetkikleri, varsa rahim filmi, geçirilmiş operasyonlar ve yapılmış infertilite tedavilerinin raporlarını yanlarında getirmeleri istenir. Kan testleri, mikrobik testler, sperm sayımı, rahim şekli ve iç duvarın bütünlüğünün izlenmesi, yumurtalıkların değerlendirilmesi de dahil olmak üzere yapılan tüm hazırlıklar tedaviye başlamadan önce yapılması gerekenler arasındadır. Buna ek olarak, çiftlerin geçmiş ve aile hikayeleri değerlendirilerek genetik eşin inceleme gibi daha detaylı testler de istenilebilir.

Yumurtalık Uyarımı
Anne adayının adetinin ikinci veya üçüncü günü yumurtalıklarından çok sayıda yumurta elde etmeye yönelik uyarıcı ilaç uygulamasına başlanır. İlaçla yumurtalıkların uyarılma işlemi cilt altı uygulanan ilaçlar ile yapılmaktadır. Ortalama 8-12 günlük bir süreç sonunda yumurtalar istenilen olgunluk aşamasına gelir. Bu süreçte aynı zamanda rahim iç dokusunun gelişimi de izlenir. Rahim iç dokusunun şekil olarak istenilen yapıda, simetrik ve düzgün olması ve kalınlık olarak da 7 mm’den az olmaması beklenir.

Yumurta Toplama
Çatlatma iğnesi adı verilen iğneden 36 saat sonra belirli büyüklüğe ulaşan yumurtalar genel anestezi altında ultrason eşliğinde kısa süreli bir işlemle vajinal yoldan toplanır. Kadından toplanan yumurtalara ve erkekten alınan spermlere mikroskop altında bakılır. Uygun olan yumurta ve spermler seçilerek laboratuvar ortamında mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemiyle (her yumurtaya bir sperm enjekte edilerek) dölleme işlemi yapılır. Döllenen yumurtalar gerekli olgunluğa erişmeleri için özel bir ortamda ve güvenli bir şekilde bekletilirler

Transfer
Çiftin gerekli olgunluğa ulaşan embriyoları (döllenmiş yumurta) genellikle üçüncü veya beşinci günde transfer edilir. Üçüncü günde embriyoların 6-8 hücre arasında olması beklenir. Beşinci gün embriyolarının ise blastosist dediğimiz daha kompakt bir yapıya ulaşması beklenir. Ultrason eşliğinde, çok kısa ve acı hissedilmeyen (genellikle anestezi gerektirmeyen) bir işlemle vajinal yoldan rahim içine embriyolar transfer edilir. Transfer edilen embriyoların rahim içerisine tutunmasını desteklemek için ilaç tedavisi uygulanır. Transfer sonrası nelere dikkat etmeniz konusunda doktorumuz sizi bilgilendirecektir.

Embriyoların transferi yapıldıktan yaklaşık 12 gün sonra kanda Beta HCG testiyle gebelik testinizi yapmanız istenmektedir.

PGD ile Genetik Tanı

PGD, tüp bebek uygulaması sırasında embriyoların genetik testi yapıldıktan sonra yalnızca sağlıklı olanların seçilip anneye transfer edilmesi işlemidir.

PGD işlemi çiftlerin daha öncesinde çocuklarının olup olmamasına bakılmaksızın, tüp bebek tedavisiyle başlamaktadır. Anne ve babanın üreme hücreleriyle, dölleme işlemi gerçekleştirilir ve embriyo oluşturulur.  Oluşturulan embriyo, döllenmenin ardından 3 gün özel inkübatörler içerisinde gelişmeye bırakılır. Döllenmenin 3. gününde 8 hücreye bölünmüş olan embriyodan tek hücre biyopsisi alınır. Alınan hücre biyopsilerinin genetik laboratuvarlarımızda gerçekleştirilen, DNA moleküler analizi sonucunda anormal bir genin olup, olmadığı net şekilde belirlenir. Böylece embriyonun genetik sağlığı görülmüş olur. Özellikle tek gen sorunlarında PGD ile çok erken dönemde tanı konulabiliyor. Ayrıca embriyo döneminde kromozom fazlalığı ya da eksikliği gibi durumlar tespit ediliyor. Bu yöntemle tespit edilen anormal yapıya sahip embriyo, anne karnına transfer yapılmayacağı için tutunma olasılığında yaşamı boyunca çekeceği sıkıntılar en başında önlemiş olunuyor.

Genetik tarama işlemi cinsiyeti belirleyen X ve Y kromozomlarının ayrılmasına ve tek gen hastalıklarının belirlenmesine olanak sağlamaktadır. Test sonucunun güvenilirliği birçok anne ve baba adayını PGD tedavisi almaya yönlendirmektedir. PGD genetik yönden sağlıklı bebeğin belirlenmesinin yanı sıra tüp bebek tedavisi sırasında karşılaşılabilecek bazı olumsuzlukları da en aza indirmektedir.

 

PGD işleminin diğer faydaları:

  •  Uygun olgularda tüp bebek uygulamasının başarısını arttırır.
  •  Gebelik oranını arttırır.
  •  Gebeliğin abortus (düşük) ile sonuçlanma riskini azaltır.
  •  Gebeliğin tıbbi sonlandırılma gerekliliğini azaltır.
  •  Çoğul gebelik oranını azaltır.
  •  Tekrarlayan başarısız IVF denemelerinin getirdiği ekonomik ve psikolojik yükleri azaltır.

 

PGD tedavisini düşünen anne ve baba adayları önce tüp bebek tedavisine başlar. İşlem süreci tüp bebek tedavisiyle aynıdır. Tek fark transfer günü öncesi yapılan genetik testtir. Anne ve baba adayları PGD işlemiyle yumurta, sperm ve embriyo donasyonu tedavilerini bir arada yürütebilirler.

 

PGD Önerdiğimiz Anne ve Baba Adayları:

  • 36 yaş ve üzeri yaştaki anne adaylarına
  • İki veya daha çok tüp bebek uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememiş çiftlere
  • Tekrarlayan erken gebelik kayıpları (düşükleri) olan çiftlere (anne sebepli translokasyon ihtimali üzerine)
  • Dengeli translokasyon taşıyıcısı çiftlere.
  • Anöploidili (kromozom bozukluğu bulunan) gebelik öyküsü olan annelere
  • Gonadal mozaism (İki yada daha çok aynı anormalliğe sahip doğum ürününe rağmen çiftlerin genetik test sonuçlarının normal olması) olgularına
  •  TESE olguları (şiddetli erkek infertilitesi ile birlikte olan olgular)
  •  Poor responder`lar (hiperstimulasyon protokolüne yetersiz cevap veren olgular)
  •  X kromozomuna bağlı geçiş gösteren hastalıklar açısından eğer söz konusu hastalığın direkt genetik tanısı yapılamıyorsa embriyonel seks tayini.

 

PGD ile tespit edilebilen kromozom bozuklukları:

  • Down Sendromu
  • Edwards Sendromu
  • Patau Sendromu
  • Klinefelter Sendromu
  • Turner Sendromu
  • Diğer tüm kromozom bozuklukları

 

PGD ile tespit edilebilen tek gen hastalıkları:

  • Akdeniz Anemisi (β-talasemi)
  • Orak Hücre Anemisi
  • Spinal Musküler Atrofi (SMA)
  • Doğumsal İşitme Kaybı- Sağırlık
  • Kistik Fibrozis
  • Nijmegen Sendromu
  • Leigh`s Sendromu
  • Pompe
  • Galaktozemi
  • Niemann Pick
  •  Otopalatodigital Sendromu
  •  RH uyumsuzluğu
  •  MTHFR
  • Protrombin
  •  Faktör V Leyden

 

Yumurta Donasyonu

Lefkoşa Tüp Bebek Merkezi olarak uyguladığımız bu işlem, yumurta rezervi tükenmiş olan kadınların bile anne olmasını sağlayabilir

[TS_VCSC_Fancy_List list_marker=”none” content_color=”#1c6ac9″ content_size=”16″ line_height=”20″ conditionals=”eyJ2aWV3ZXJzdGF0dXMiOiJldmVyeWJvZHkiLCJyZXN0cmljdGlvbiI6Im5vbmUiLCJ1c2Vycm9sZXMiOiIiLCJ1c2Vyc2NvcGUiOiJhbnkiLCJ1c2VyY2FwcyI6IiIsIm90aGVyc2NvcGUiOiJhbnkiLCJvdGhlcnRhZ3MiOiIiLCJkZXZpY2V0eXBlcyI6IiJ9″] [/TS_VCSC_Fancy_List]

Yumurta Donasyonu Nedir?

 

Yumurta donasyonu, tüp bebek yöntemiyle elde edilmiş yumurta hücrelerinin, alıcı kadının eşinden alınan spermlerle döllendirilmesi ve alıcı kadının rahmine embriyonun transfer edilmesiyle yapılır. Bu uygulamanın kendisiyle kendi yumurta hücreleriyle gebe kalmayan kadınların, gebe kalmasını sağlayabilecek olan tek yöntem olduğu söylenebilir. Çünkü kadının gebe kalması için, yumurta hücresinin erkeğin spermiyle döllenmesi gerekir.

Yumurta Donasyonu Kimlere Önerilir?

 

  • Yumurtalıkları olmasına rağmen yumurta üretimi gözlenmeyen kadınlar
  • Erken menopoz durumları
  • Birden fazla başarısız tüp bebek denemesi olan çiftler
  • Kemoterapi veya radyoterapi gibi nedenlerle yumurtalıkları zarar görmüş olan kadınlar
  • Genetik bir hastalığı bulunan kadınlara ve bu nedenle tekrarlayan düşüğü olanlar
  • İleri yaş nedeniyle yumurtalık fonksiyonlarının yeterli olmadığı kadınlara
  • Yumurtalıkları ameliyatla alınmış olgular
  • Daha önceki tüp bebek denemelerinde yumurta kalitesinin kötü olduğu saptanmış olgular

[tcm id=”1″]

Bağışçı Kriterleri Nedir?

 

  • 21-29 yaş arasında olmak
  • Serolojik, bulaşıcı hastalıklar ve kromozom analizi dâhil olmak üzere gerekli kan testlerinde herhangi bir problem olmaması
  • Tercihen daha önce sağlıklı bir doğum geçirmiş olması
  • Aile öyküsünde genetik ve fiziksel herhangi bir hastalığı bulunmaması

Neden Kıbrıs’ta Tedavi?

 

Yumurta donasyonu her ülkede yasal olarak uygulanmaz. Bu yüzden yumurta donasyonu yaptırmak isteyen çiftler özellikle Kıbrıs’ı tercih etmektedirler.

Yumurta Donasyonu Prosedürü Nasıldır?

 

Alıcı kadının rahim içi embriyonun implantasyonu yani tutunması için gerekli ön hazırlığa ihtiyaç duyar. Bebeğin tutunabilmesi için hormonal destek sağlanması gerekir. Bunun için tedavisi tarafımızca düzenlenir. Rahim içi bebeğin yerleşmesi için yeterli olduğu zaman embriyo transferi planlanır. Bu ön tedavi süreci yaklaşık 14-16 gündür.

Ekibimizle Tanışın

Kıbrıs'ın en uzman ve deneyimli doktor, embriyolog ve yardımcı sağlık personelinden oluşan ekibimiz tüm yumurta donasyonu işlemi boyunca işlemin başarısına ve rahatlığınızı sağlamaya odaklıdır.
Op. Dr. Mehmet Emin Kaptan

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzm.

Dr. Vedat Ugurel

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Halil Keleşzade

Embriyolog

Fatma Jale Çelik

Embriyolog

Hazal Çardak

İdari Sorumlu

Ebru Çorbacı

Uzm. Klinik ve Adli Psikolog

İlkay Öz Dağ

Tıbbi Sekreter

Ahmet Taç

Anestezi Teknikeri

Neslihan Ünal

Hemşire

Pınar Bilgiç

Muhasebe

Deniz Irving

English Patient Coordinator

Lefkoşa Tüp Bebek Merkezi’ne Ücretsiz Danışın

 

Kıbrıs’ta bizim misafirimizsiniz. Otel konaklamasından tedavinizin gerçekleştirilmesine kadar her aşamayı tatil konforunda, tamamen gizli ve güvenli bir şekilde sizin için organize ediyoruz. Hemen arayın, ayrıntılı bilgi alın.

Bizi Telefonla Arayın

+90 548 848 50 50 numaralı telefondan bize ulaşın

Bizimle Konuşun

Chat aracılığıyla hasta koordinatörü ile canlı konuşun

Sperm Donasyonu

Sperm Donasyonu
Sperm donasyonu, çeşitli sebeplerle sperm üretimi olmayan, az olan veya mevcut sperm yapısı kaliteli bir embriyo oluşturma kapasitesine sahip olmayan erkekler için uygulanan bir tüp bebek tedavi yöntemidir. Sağlıklı bir bağışçıdan alınan spermler ile anne adayının yumurta hücreleriyle oluşturulan embriyonun anne adayının rahmine yerleştirilmesi işlemine dayanır.

 

Sperm Donasyonu Kime Önerilmektedir?

  • Doğuştan ya da sonradan gelişen bir nedenle sperm hücresi olmayan erkeklere
  • HIV gibi bulaşıcı hastalığı olan erkeklere
  • Tanısı konulmuş genetik geçişli hastalığı bulunan erkeklere
  • Mikrotese yöntemi uygulanmasına rağmen sperm hücresi bulunamayan erkeklere
  • Tek başına ebeveyn olmak isteyen kadınlara
  • Spermin kalitesi nedeniyle tüp bebek tedavisinde kötü sonuçlar alınmış olunması
  • Erkeğin semenden temizlenemeyen bir viral hastalığa sahip olması
  • Spermde ciddi kromozomal anormalliğin saptanması
  • Erkeğin Rh+ olması ve bu nedenle kadının önceki gebeliğinde izoimmünizasyon saptanmış olması

 

Sperm Donasyonunda Tedavi Süreci nasıldır?
Sperm donasyonuna ilk aşama anne adayında yapılan bazı testlerle başlamaktadır. İkinci aşamada ise, kadında yumurta çoğaltma operasyonu gerçekleştirilir. Bu işlem kadınlarda yumurtaya adetin 2. veya 3. gününde enjekte edilen ilaçlarla gerçekleştirilir. Burada amaç sperm donasyonu için mümkün olduğunca en fazla yumurtayı toplamaktır. Bu süreç 1 – 2 hafta arasında bir sürede tamamlanır. Yumurtalar uygun olan spermle döllenmesi sonucu, embriyo oluşumuna elverişli yumurtalar anne rahmine yerleştirilir. Aradan geçen 2 haftalık süreçte annenin kanında hamilelik ile ilgili değerlerin olup olmadığına bakılır ve işlem tamamlanır.

Hastanemiz dışarıdan sperm bağışı kabul etmemektedir.Merkezimizde donasyon için kullanılan spermler dünyanın en büyük, en güvenilir ve en geniş sperm havuzuna sahip olan Danimarka Cryos International’dan özel sertifikalarıyla birlikte, özel azot tankları içinde getirilmektedir. Getirilen spermler Sağlık Bağanlığı kontrolündedir. Dondurulmuş bir şekilde kliniğimizde bulunan sperm anne adayının yumurta toplama günü çözülerek kullanılmaktadır.

Sperm bankaları aynı zamanda ten rengi, göz rengi, saç rengi, boy, kilo, etnik köken gibi özellikleri merkezimizle paylaşmaktadır. Bu özellikler göz önüne alarak tedaviniz için size en uygun özelliklerdeki spermler hazırlanmaktadır.

Embriyo Donasyonu

Embriyo donasyonu tedavi süreci nasıldır?

Embriyo donasyonu gerçekleştirebilmek için ilk önce anne ve babanın kan grubu ve fiziksel özelliklerine uyacak donör aranmaktadır. Spermin dondurulmuş ya da taze olması, kalitesini etkilemediğinden, sperm hücresi donmuş şekilde sperm bankasından getirilmektedir. Yumurtada ise, donmuş yumurtanın başarı oranları taze yumurtaya göre daha düşük olduğundan, her zaman taze yumurta hazırlamaktadır.

 

Anne adayı tedaviye başlandığı zaman ilk önce anne adayının adet döngüsüne bakılır. Eğer hastamız adet görmüyor ise adet düzenleyici ilaçlarla rahim hazırlığı için belirlenen programla tedaviye hazırlanır. Bu süreç yaklaşık 16-18 gün sürmektedir. Bu süreç içinde hastanın rahim cevabının değerlendirilmesi amacıyla hastanın belirli günlerde muayenesi istenerek çıkan sonuçlara göre ilaç programı değiştirilebilir. Annenin menopoz gibi nedenlerden ötürü artık adet görmüyorsa, donörün tedaviye başlayacağı gün, anne de direk tedaviye başlayabilir.

Embriyo donasyonunda döllenme aşamasında tedaviye başlandıktan yaklaşık 10-12 gün geçmesinin ardından, geliştirilen yumurtalar donörden toplanır ve aynı gün sperm bankasından, baba adayına özel olarak getirilen sperm hücresiyle döllenir. 5 gün boyunca döllenen embriyoların son gününde annenin rahmine, acısız ve ağrısız şekilde, ultrason eşliğinde transferi yapılır. Embriyo transferinden 12 gün sonra kanda hamilelik bakılarak hamilelik sonucu öğrenilir.

 

Hem anne hem de baba adayının üreme hücrelerinin çeşitli sebeplerden dolayı yetersiz olduğu veya olmadığı durumlarda uygulanan bir tedavi yöntemidir. Aileye uygun genç ve sağlıklı bireylerden alınan üreme hücreleri mikroenjeksiyon yöntemiyle birleştirilerek anneye transfer edilir.

 

Embriyo Donasyonu’nu kimlere öneriyoruz?

  • İleri yaşta olanlara
  • Erken menopoza girenlere
  • Kalıtsal hastalıklar gibi birçok sebeplerle üreme hücrelerini kullanamayan veya üreme hücreleri olmayan çiftlere önerilir.

Yumurta ve Sperm Bağışında Bulunacak Bireylerin Seçimi Nasıl Yapılmaktadır?

Merkezimizde bağışçı seçimi oldukça hassas bir konudur. Sizden alacağımız bilgiler doğrultusunda her aileye en uygun bağışçıyı seçiyoruz.  Bağışçılar kan grupları, etnik kökenleri ve dış görünüş özellikleri bakımından mümkün olduğunca alıcı çiftlere benzer özelliklerde seçilir. Tedavi süresince gizlilik esas olup bağışçı hakkındaki kişisel bilgiler anne ve babaya verilmezken aynı şekilde bağışçıya da anne ve baba hakkında herhangi bir bilgi verilmez. Bağışçıları tedavi protokolümüze dahil etmeden önce dikkat ettiğimiz kriterler aşağıda özetlenmiştir:

 

  • Kişilerin 21-29 yaş arasında olmak
  • Serolojik, bulaşıcı hastalıklar ve kromozom analizi dahil olmak üzere gerekli kan testlerinde herhangi bir problem olmaması
  • Kadının tercihen daha önce sağlıklı bir doğum geçirmiş olması
  • Aile öyküsünde genetik ve fiziksel herhangi bir hastalığı bulunmaması
TESE &TESA

TESE – MİKRO TESE Yöntemi

TESE ve TESA işlemleri menide canlı sperm hücresi bulunmayan erkeklere önerilen cerrahi yöntemlerdir. Menide canlı sperm bulunmaması durumu azospermi olarak da adlandırılmaktadır. Bazı genetik bozukluklar, küçük yaşta geçirilen ateşli hastalıklar, hormonal bozukluklar ve kemoterapi tedavisi almak gibi durumların azospermiye yol açtığı bilinmektedir.

 

TESA Yöntemi
Bir erkeğin menisinde hiç sperm olmaması değişik nedenlere bağlı olabilir. Bunların bir kısmı sperm kanallarının tıkanıklığına bağlıdır. Böyle bir durumda testislerde sperm üretimi olmaz. Bununla birlikte var olan spermler kanallardaki tıkanıklık nedeniyle meniyle dışarıya atılamaz. Bu durumda tıkanıklığa bağlı sperm olmamasından (obstrüktif azospermi) söz edilir. Tıkanıklığa bağlı azospermi olgularında ince bir iğneyle tıkalı olan kanallara ya da testis dokusu içine girilerek küçük parçalar alınır. Bu parçalar içinde sperm bulma oranı %100’e yakındır. TESA işlem sırasında hastalarımıza acı hissetmelerini engellemek amacıyla lokal anestezi uygulanmaktadır.

Yapılan TESA işlemi sonucunda tıkanıklığın olmadığının belirlenmesi durumunda testislerde sperm üretimi ya hiç yoktur ya da belirli alanlarda sınırlı sayıda mevcuttur. Böyle durumlarda hastamıza benzer bir cerrahi yöntem olan TESE işlemi önerilmektedir.

 

TESE – Mikro Tese Yöntemi
TESE, testisten biyopsi ile sperm elde edilmesi anlamına gelmektedir. Yumurtalıklardaki değişik bölgelerden küçük kesitler alınmaktadır. Elde edilen testis dokusu laboratuarda mikroskop altında incelenmektedir. Bazı azospermi hastalarında sperm üretimi yumurtalıkların sadece çok küçük bir bölgesinde gerçekleşmektedir. TESE yöntemi ile amaç bu bölgeleri tespit etmektir. Mikro TESE yöntemi ise tesislere verilen zarar en aza indirir. Cerrahi işlem sırasında mikroskop kullanılmaktadır. Sperm üreten kanallar mikroskop yardımıyla büyütülerek net şekilde görülür. Sperm üreten kanallar daha geniş göründüğünden kolaylıkla ayırt edilir. Bu alanlar belirlenerek cerrah tarafından toplanır. Böylece sperm bulma oranı TESE yöntemine göre kat kat artar. Mikro tese ameliyatı, tek tek kanalların incelenmesini gerektirdiğinden 2 saat kadar sürebilmektedir. Ameliyatın uzunluğu nedeniyle lokal anestezi yerine genel anestezi tercih edilir. Ameliyat sonrası ise hasta taburcu edilir.

 

Azospermi tanısı koyulmuş hastalar ancak tüp bebek tedavisi görerek çocuk sahibi olabilirler. TESE operasyonu sonucunda sperm üretimi olduğu belirlenmiş hastalarda, özellikle eşinin yaşı gençse ve herhangi bir sıkıntı olmadığı takdirde gebelik oranları oldukça yüksek olmaktadır. Bu operasyon için hastalar kendi üroloji doktorlarına ya da tüp bebek merkezlerine başvurabilirler. Ürologlar bu operasyonu tanısal olarak herhangi bir hastane ya da yetkili klinikte gerçekleştirebiliyor fakat işlemin bir tüp bebek merkezi bünyesinde yapılması çok daha mantıklı; çünkü sperm hücresi bulunduğu takdirde embriyoloji laboratuarı tarafından hızlı bir şekilde dondurma işlemi uygulanabiliyor bu şekilde dondurulmuş olan bu hücreler daha sonraki bir zamanda tüp bebek tedavisi sürecinde kullanılabiliyor.

ICSI (Mikroenjeksiyon)

ICSI (Mikroenjeksiyon)
Mikroenjeksiyon işlemi anne adayından alınan yumurta hücresinin içine baba adayından alınan sperm hücresinin çok ince bir iğne yardımıyla yerleştirilmesi işlemidir. Bu işlem laboratuvarda özel bir mikroskop yardımıyla gerçekleştirilir.

Mikroenjeksiyon yöntemi tüp bebek tedavisinin temelini oluşturmaktadır. Mikroenjeksiyon bugün tüm modern IVF merkezlerinde tüp bebek tedavisinin bir parçası olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda spermin yumurta zarını geçmek için salgıladığı enzimin yetersiz olduğu olgularda da mikroenjeksiyon tavsiye edilen bir uygulamadır.

 

Merkezimizde Uygulanan Mikroenjeksiyon tekniğinin avantajları nelerdir?
Mikroenjeksiyon işlemi anne adayından alınan yumurta hücresinin içine baba adayından alınan sperm hücresinin çok ince bir iğne yardımıyla yerleştirilmesi işlemidir. Bu işlem laboratuarda özel bir mikroskop yardımıyla gerçekleştirilir. Mikroenjeksiyon yöntemi tüp bebek tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Sperm sayısı ve kalitesi çok az olan baba adaylarında normal tüp bebek yöntemi aracılığıyla döllenme çok zordur. Bu durum babanın azoospermi olması gibi durumlarda hiç sağlanamaz. Bu kişilerde mikroenjeksiyon tekniği aracılığı ile döllenme gerçekleşebilir. Bunun sebebi mikroenjeksiyon yönteminde tek bir spermin dahi döllenme için yeterli olmasıdır.

 

Mikroenjeksiyon işleminin de dahil olduğu laboratuvar süreci aşağıda özetlenmiştir:
Anne adayı yumurta toplama işlemi için operasyon odasına alınır. Yumurta toplama işlemi 15-20 dakika süren kısa bir işlemdir ve anestezi altında gerçekleştirilir. Fakat işlemin kısalığından dolayı verilen anestezi miktarı çok azdır. Operasyon odasında yumurtaların bulunduğu folikül sıvıları küçük laboratuvar tüplerine çekilir. Tüpler laboratuvarda incelenerek yumurtalar seçilir. Özel bir mikroskop aracılığıyla gerçekleştirilen mikroenjeksiyon işleminin ardından döllenen yumurtalar (zigot) tekrar inkübatörlere kaldırılarak gelişmeye bırakılır.

Laboratuvarda hazır hale getirilen embriyolar katater dediğimiz ince yumuşak bir boru vasıtasıyla anne adayına verilir.

Yumurtalar seçildikten sonra embriyoloğumuz yumurtaları inkübatör denilen ve ortam şartları anne karnını andıran özel dolaplarda dinlenmeye bırakır. Bu sırada baba adayının sperm hücreleri de mikroenjeksiyon işlemi için hazır hale getirilir.
Mikroenjeksiyon işleminden bir gün sonra döllenen yumurtalar 2 hücreli embriyo haline gelirler. Bu süreç içerisinde inkübatör içindeki iki hücreli embriyoların gelişimi embriyologlarımız tarafından izlenir.

Mikroenjeksiyondan sonraki 2. gün, 3. gün veya blostokot dediğimiz 5. günde embriyoların ve hastalarımızın özelliklerine göre embriyo transferi yapılabilir.

Mikroenjeksiyon işleminden iki gün sonra embriyolar bölünmeye ve gelişmeye devam ederek dört hücreli olurlar. Dört hücreli hale gelen sağlıklı embriyolar transfer işlemi için hazırdır.

Taşıyıcı Annelik

Taşıyıcı Annelik

Taşıyıcı annelik, anne ve babadan yumurtalık ve spermin alınarak dışarıda döllendirme yoluyla oluşan embriyonun başka bir annenin rahmi yoluyla gebe kalması durumudur. Bebeği rahminde taşıyan ve doğuran kadına taşıyıcı anne denmektedir.
Taşıyıcı annelik, bebek sahibi olmak isteyen ve yumurtalarında hiçbir sorunu olmayan anneler tarafından sıkça tercih edilmektedir. Bahsetmiş olduğumuz bu annelerin yumurta hücreleri sağlıklı bir şekilde üretiliyor olmasına rağmen rahim bölgesinde meydana gelebilecek herhangi bir olumsuz durumdan dolayı rahim alınmış olabiliyor. Böyle bir durumda ise hamile kalmak mümkün olmadığı için taşıyıcı anneler tercih edilebilir. Doktorların kontrolünde gerçekleştirilmekte olan bu süreç içerisinde anne ve babadan alınmış olan hücreler dış ortamda birleştirilir ve tamamen başka bir annenin rahmi içerisine bırakılır. Bu işlemler yapılmadan önce taşıyıcı annenin de dokularının bebeğe uyup uymadığı konusunda doktorlar tarafından detaylı araştırmalar yapılmaktadır.

Taşıyıcı annelik yöntemini tercih edenler

  • Rahmin doğuştan olmaması
  • Ameliyat ile rahmi alınmış olan kadınlar
  • Sürekli olan gebelik kayıplarında
  • Asherman sendromu gibi kadında rahim olsa da rahmin gebeliğe elverişli olmaması gibi durumlarda
  • Kadının doğum yapmasının riskli olduğu durumlarda.
  • Önemli kalp ve benzeri rahatsızlıklar yaşamsal risk oluşturabilir.

 

KKTC’de Taşıyıcı Annelik

Taşıyıcı annelik, dünyanın birçok yerinde yasal olmamasıyla birlikte ülkemizde yasal olan bir tedavi yöntemidir. Yasal olarak yumurtası döllendirilerek kullanılan anne genetik annedir ve tüm yasalar itibari ile gerçek anne yumurtası döllendirilen kişidir. Doğuran ve gebe kalan anne ise taşıyıcı anne olarak bilinir ve kayıtlara da bu şekilde geçer.

 

Türkiye’de Taşıyıcı Annelik

Türkiye’de kanunlar açısından bebeğin annesi, onu doğuran kadın olarak kayıtlara geçirilir. Kanunen bakıldığında ise, doğum sonrası bebeği alacak olan anne, nüfus kaydını kendi adına yapacaktır ancak bebeğin asıl annesi, onu doğuran kadındır. Bu durum, bebeğin soy bağını değiştirmek anlamına gelmektedir ve soy bağını değiştirmek, Türk Ceza Kanunu’na göre suç unsuru teşkil etmektedir.

 

Kimler Taşıyıcı Anne Olabilir?

  • Genç ve sağlıklı olan kadınlar
  • Bulaşıcı herhangi bir hastalığı olmayan kadınlar
  • Alkol-sigara kullanımı ve ilaç-madde bağımlılığı olmayan kadınlar
  • Daha önceden sağlıklı canlı doğumu olan kadınlar
  • Önceki gebeliklerinde gebeliğe bağlı diyabet ve pre-eklampsi hikayesi olmayan kadınlar
  • Sosyal yaşantısı ve psikolojik durumu taşıyıcı annelik için uygun olan kadınlar
  • Kronik bir hastalığı olmayan kadınlar (diyabet, hipertansiyon vs.)
  • Çok zayıf yada obez olmayan kadınlar